Tarih

Datça 50'li Yıllarda
Datça yarımadasındaki buluntuların tarihi M.Ö 2000'lere kadar dayanır.Bilinen ilk yerli halk Karlar.En parlak dönem Dorlar dönemidir. M.Ö 1000 yıllarında Trakya üzerinden güneye inerek Yunanistan üzerinden bölgeye gelmişler.Bugünkü Datça ilçesi merkezinin 1,5 kilometre kuzeydoğusundaki Burgaz Mevkii'nde Knidos'u kurmuşlar. Knidos Dor uygarlığının merkezi iken M.Ö. 546'da Lydia devletinden Persler'in egemenliğine girmiştir. Oldukça fazla sayıda arkeolojik kalıntı barındıran yarımada, tarih boyunca önemli uygarlıklara yataklık etmiştir. Bunlardan en önemlisi Knidos antik kentidir. Yarımadada bulunan yakın döneme ait kilise kalıntıları, bölgenin aynı zamanda mistik bir kökene sahip olduğunu gösterir.

Tabiat

Tabiat

Tipik Akdeniz iklimine sahip Datça, ılıman iklimi nedeni ile uzun bir tatil dönemine sahiptir. Yazları ortalama sıcaklık 32 derece, nem oranı ise % 35-60 arasında seyreder. Kuzeyden esen serin yaz meltemleri bunaltıcı sıcağı ve nemi yok eder.Kış aylarında sıcakılk 12-14 derece arasındadır. Yurdumuzun büyük bölümü soğuk havanın etkisi altında iken bile Datça'daa yağan yağmur güneşin yüzünü kış aylarında da göstermesine izin verir. Yılın yaklaşık 300 günü güneş vardır. Uygun ikilm sadece tatil için değil yerlşemek için gelen yerli, yabancı kişileri de kendine çekiyor. Datça'nın bitki zenginliği antik çağlardan beri biliniyor. Knidos'un bir tıp merkezi olmasında bu özelliğinin de önemli rol oynadığı açık. Iklim özellikleri Flora zenginliğinin başlıca nedeni. Datça florası denilince akla öncelikle badem ve zeytin geliyor.

Flora ve Fauna

Flora ve Fauna
Datça Yarımadası Florası yapılan belirlemelere göre 849 tür; alttür ve varyetelerle birlikte toplam 861 taksondan oluşmaktadır. Bu taksonların 25’i (%2.9) endemiktir. Bunlardan Colchicum lingulatum subsp. rigescens yalnız bu yöreye özgü endemik bir bitkidir. Flora’da yer alan taksonlardan yaklaşık yarısı Akdeniz elementi olup Datça Yarımadası fitocoğrafik elementler bakımından belirgin bir Akdeniz bitki örtüsü yapısı gösterir.
Datça Yarımadası birçok yöresinde çalılıklarla kaplıdır. Ormanlar Yağlıdağlar yöresinde ve Kocadağ’ın güney taraflarında yoğun olarak bulunur ve başlıca Pinus brutia’den oluşmuştur. En zengin bitki örtüsü, aynı zamanda Yarımada’nın en yüksek yöresi olan Kocadağ’da ve çevresinde bulunur.
Etnobotanik bakımdan yaptığımız araştırmalar sonucunda 26 bitkiden çeşitli amaçlarla yararlanıldığı saptanmıştır. Bunlar yöresel adları ile birlikte metin içinde sunulmuştur. Bunların çoğu tedavide ve beslenmede yararlanılan bitkilerdir.

 

 


Knidos

Knidos

Antik çağda Kap Krio olarak bilinen Deveboynu Burnu’nda yer alan Knidos, muhteşem konumuyla bölgenin en güzel antik kentlerinden biri. Datça’ya 40 kilometre mesafedeki Knidos’a vardığınızda, yarımadanın en uç noktasındasınız demektir. Bir yanınız Ege Denizi, bir yanınız Akdeniz’dir. Antik çağın en ünlü ve zengin kentlerinden biri olan Knidos, sadece Akdeniz’deki gemilerin rotası üzerinde stratejik bir konuma sahip olmakla kalmayıp aynı zamanda, bilim, mimarlık ve sanatta ileri, kozmopolit bir kentti. Knidos’ta, ünlü matematikçi, astronom, fizikçi, mimar ve yasa koyucu Eudoksos, doktor Euryphon, ünlü ressam Polygnotos ve dünyanın yedi harikasından biri sayılan İskenderiye Feneri’nin mimarı Sostratos yaşadı. Hatta kent altın çağında, Kos’taki önemli tıp merkeziyle rekabet edebilecek bir tıp okuluna da sahipti.

 

 


Eski Datça

Eski Datça

Datça- Marmaris yolu üzerinde, merkeze iki kilometre mesafedeki Eski Datça, burada yaşamış ve burayı renklendirmiş olan Can Yücel’le özdeşleşen bir kasabadır. Datça’dan ‘’dünyanın en büyük açıkhava tımarhanesi’’ diye bahseden Can Baba’nın, Can Evi olarak anılan evinin müze olmadığını ancak araştırma amaçlı ziyaretlere açık olduğunu hatırlatmakta yarar var. Kasabanın klasik buluşma yeri olan Muhtar Orhan’ın Kahvesi, geç saatlere kadar açık. Kahvenin bir köşesindeki masadaki camekanda, şairin yarım bıraktığı Evin şarabı duruyor.

Eski Datça’da begonvillerin süslediği dar sokaklarda Rum mimarisinin izleri belirgin.Eski Datça’nın sokaklarında her zaman hareketli bir yaşam görmek zor, sakinlik ve köy havasını hissetmek isteyenler için ideal bir yer.


Resadiye

Reşadiye

Reşadiye Datça’nın şirin bir mahallesidir. Burada 200 yıl kadar önce yapıldığı sanılan M.Ali Ağa Konağı meraklılarınca görülmeğe değer tarihi ve mimari bir eserdir. Konak beş dönümlük bir arazi içinde yer almaktadır. Alt kat yığma taş, üst kat ahşap karkas ve dolgudur. Konağın en ilgi çeken yanı iç mekan süslemelerinin Anadolu’daki benzer konakların geleneksel süslemelerine benzemesidir. Yıkık durumdaki bina yeni sahibi tarafından restore edilip kurtarılmıştır.


Palamut Bükü

Palamut Bükü

Adını palamut ağacından alan bu köy zamanında yetişen palamut ağaçları yerine şimdilerde günümüzün en leziz ve en çok rağbet gören Badem ağaçları ve zeytin ağaçları bulunmaktadır.Tekne turuna katılanlar ya da yatlarıyla gelenlerin durmadan ve balık lokantalarına uğramadan geçemediği güzel koydur. Çıplak tepelerin yumuşak bir eğimle denize kavuştuğu, upuzun bir kumsal oluşturduğu, kumsal boyunca ağaçlıklar içinde köy evlerinin, küçük pansiyon ve yazlık evlerin sıralandığı, limanında balıkçı tekneleriyle birlikte yatların demirlediği bir güzel büktür Palamutbükü.